Bu soruyu parçalar halinde cevaplamayı uygun buluyorum;
Öncelikle ''özgür sex'' denilen olgu, insanın inanç yapısına daha sonra yöresel etkilere göre değişkenlik gösterir.
Eğer kişinin isteği,özgürce cinsel açlığını doyurmak ise aldatmak yada aldatılmak onun için önemli olmamalıdır.zira ''özgür sex'' i savunan kişi nin bir kadını yada erkeği sahiplenmesi anlamsız ve aptalcadır! çünkü adı üstünde bu iş ''özgür'' ce yapılacağı için karşıdaki kişi bir gece sizinle birlikte cinsel ilişkiye girebiliyorken diğer bir gece bir başkasıyla ''özgürce'' ilişkiye girebilir.Aman dikkat edinde zorunuza gitmesin!! Yok eğer zorunuza gidiyorsa siz sex adamı değil,aşk adamısınız,önce bunu kabullenin..
Eğer üst paragrafı okuduktan sonra ''aşk insanı'' olduğunuza karar verdi iseniz;
Aşkta aldatmak diye bir durum söz konusu değildir,zira iki kişiye aynı anda aşık olmak imkansızdır.Sevebilir ama aynı anda aşık olamazsınız..bu yüzden aşık olduğunuz kişiyi zaten aldatamazsınız.Aldatmak söz konusu hale geldi ise zaten kişi aldattığı insanda ne aradağını zaten hiç bilememiş demektir.Aslında aldatan kişi,yani siz ne istediğinizi zaten hiç bilmiyorsunuz demektir.Unutulmamalıki hayat,sizin seçimlerinizden ve isteklerinizden ibarettir.İnsanlar ''neyi neden istediğini iyi bilen'' kişilerin etrafında toplanırlar.
Eğer üst paragrafı okuduktan sonra ''özgür sex insanı'' olduğunuza karar verdi iseniz;
Önce aynaya bakın ve kendinize yalan söylemeden cevap verin; ben birini sahiplenebilirmiyim? HAYır! böyle bir durum sizin için söz konusu olamaz.çünkü siz anlık mutlulukların ve hazzın insanısınız,tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi,maddeyi kullandıktan sonra size verdiği çoşkuyu yaşarsınız ve biter.ama unutmayın ki aynı uyuşturucuyu,başkalarıda zevk almak için kullanabilir.tıpkı sizin zevk için beraber olduğunuz insanı,başka bir kişinin zevk alması için kullanması gibi! Buna alışık olmalısınız.bağlanmak yok...sevmek yok.aldatmak yok aldatılmak yok...sizin tarzınız bu.
Bir kişinin aldatılmasına yardım etmek ise kendi başına gelen bir durumun açıkça intikamını almaya çalışıp bir nevi kendi acınısını tedavi etme çabasından başka değildir.öfke kabul etmediğimiz ama sadece sizden beslenen bir asalaktır.inkar etmek ise bu asalağın daha çok beslenip büyümesini sağlar.Bu yaptığınız hareketin doğruluğunu yada yanlışlığını etik sebeplerden dolayı tartışmayı uygun görmüyorum.
Al
datma olgusu,beraber olduğu insandan ne beklediğini bilmeyen insanların başvurduğu bir yöntemdir.Her hangi bir kişi bir insan ile ilişkiye başlarken,Önce onun dış görünüşünü beğenir.En azından idare eden ortalama bir tip bularak şansını denemeye başlar.Ardından,küçüklüğünden beri hayalini kurduğu o ilişki şeklini bu seçmiş olduğu insanın üzerine oturtur ve beklemeye başlar.ama herşey istendiği gitmez..yavaş yavaş herşey kararmaya başlar.Olması hayal edilen ile karşılaşılan şeyler çok farklıdır.Artık karşıdaki insan sizin isteklerinizi vermekten çok uzak,bambaşka ve yabancı bir insan olur.Ve başka bir alternatif bulana kadar bu böyle devam eder.Aldatma bu noktada başlar!!
Eğer siz karşınızdakinden ne istediğinizi yada hayattan ne
istediğinizi iyi bilirseniz,karşınızda ki de bunu hemen anlayıp kendi rengini size belli edecektir.Böylelikle sizde,ileride daha kötü sonuçlar oluşmadan,zaman kaybetmeden,haksızlık yapmadan yada haksızlığı uğradan,aldatmadan yada aldatılmadan,üzmeden yada üzülmeden ilişkiyi hemen bitirebilme imkanı bulbileceksiniz.
Bu şekilde ilişkiniz ister sex amaçlı yada ister aşk amaçlı olsun, kimsenin katili yada hiç kimse sizin katiliniz olmayacaktır.UNUTMAYIN! Yanılmamak için aklınızdaki ve içinizde ki herşeyi herkeze uygulamaya kalkmayın.önce ne istediğinizi,bilin,söyleyin.kimden ne alabileceğinizi yada neyi alamayacağınızı iyi gözlemleyin!
Hadi şimdi tenefüs yapın gelin bakalım çoçuklarım...bir sonraki dersimiz ''Hayat bilgisi''...
28 Kasım 2010 Pazar
Aldatildim,aldattim ,sonra karsi cinsim birine sevgilisini aldatmasina yardimci da oldum, ama bu olayi cozemedim, nedir bu aldatma bok mu var da yapiliyor bu is? ozgur seksin onundeki engeller kalksa daha mi mutlu oluruz ya da daha cok mu katilimiz olur ?
26 Kasım 2010 Cuma
gizli gizli sevgilinin facebookuna girmek ne kadar byük bi suçtur ki girmeden önce şüphe yokken kafanda girdikten sonra şüphelenmeye başla? şimdi burda hatalı olan kimdir ki.. gizli gizli faceye giren ben mi yoksa elalemle gereksiz samimi olan sevgilimi?

Facebook kurulduğundan beri yıllardır dile gelen bir problemdir .Aslında belirli bir çözümü de bulunmamaktadır.
Genelde bu durum erkeklerde daha yoğundur çünkü erkekler,bayan partnerlerinin zeki ve akılcı bir şekilde davranmayıp,erkek arkadaşlarının ve ilişkilerinin ağırlığını başkalarına karşı taşıyamayacakları düşünülür.yani aslında bayan sevgilinin kendini koruyamayacak kadar idiyot olduğu düşünülür.Peki gerçekten aptalmıdır? hayır aptal değil,deneyimsizdir.Deneyim denen durum ise erkeklerin daha fazla ortam görmesi ve bu ortamların zararlarını bilmesinden kaynaklanır.
Herşey sevgilinin facebookta anlamsız bir şekilde yazışması ve yahutta kendi kendine çektirdiği fotoğrafları yerleştirmesiyle başlar.sırasıyla beğenmeler,arkadaşlık istekleri şeklinde devam eder..Erkek şu kim?bu ne? niye? ne gerek? gibi sorularla sevgilinin üzerine gelmeye başlar,Bir anda kendini boğulmuş ve kısıtlanmış olan bayan partner iki yola başvurur
Birincisi; Kısıtlanmaya bir başkaldırış olarak inadına yapılan davranışların artması,pençe gösterme ve rest çekme ve hemen akabinde gelen kavgalar.
ikincisi; içine atma ve saklama sendromu,''erkeğim o benim mutlaka bir bildiği vardır ama olsun ben gizlide yaparım,ikisinden de vazgeçemem''diyerek durumu geçiştirme ve hemen ardından gelen erkeğin ona güvenmeme problemleri.
Peki bu durum nasıl çözülebilir?
çiftler arasındaki en büyük problemlerden biri baskın gelme problemidir.Başta herşey güzel başlar fakat durum kişisel hayatlara karışma boyutuna gelince durum değişir.Erkek bir kez dahi olsa dediği birşey olsun ister (ki bir kez değildir o) .Kadın ise ''sen kimsin ki bana karışıyorsun?'' diye düşünür (ki işine geldiği zaman erkekten onu korumasini da ister). her iki tarafta kendisine saygı duyulmasını beklerken aslında bir birlerine saygısızlık yapatıklarından haberleri olmaz.
Peki ne yapmalı?
Eğer erkek kişi saygısını yitirmeden istediği bir şeyin olmasını yada olmamasını istiyorsa önce bunu neden istemediğini yada istediğini belirtmeli,karşıdaki insana bu şeyi yapar/yapmazsa ne kadar mutlu olacağını yada üzüleceğini belirtmelidir.eğer karşıdaki kişi buna anlayış göstermeyip bunu tekrarlıyorsa,zaten o sevgili sizi hiç sevmemiş,size hiç saygı duymamış hatta sizinle sevgilicilik oyunu oynuyor demektir.Çünkü seven hiç bir insan,ne kadar basit bir sebepten olursa olsun karşıdakinin istmediği birşeyi yapmaya gönlü elvermez.Eğer el veriyorsa ondan sevgili olmaz..Siz ne kadar size saygı duyması için sizin istediğinizi yaptırmaya çalışsanız bile daha siz kendinizi anlatamayacak kadar aciz olduğunuz için size oan saygısı iyice azalacaktır.akisi takdirde size facebook şifreleri çalarken mutluluklar diliyorum!
Kadınları neyi neden istediklerini iyi bilen erkeklere boyun eğerler.
9 Kasım 2010 Salı
uzanıp da dokunamadığın ama mundar demeye de kıyamadığın et hakkındaki düşüncelerin nedir?
Bu ulaşılamayan ve aynı zamanda sevilen eti İlahlaştırmakla başlar herşey....Eti örnek almak onun gibi lezzetli olmayı istemek hatta abartıp sanki daha önce bir kez o et olmuş gibi hayal edip başkalarına anlatmak...paranoya ve chaos...... 5 sene sonra bir bakmışsın ki aslında sen Bir VEJATERYAN sın!!!
Eee? hani ne oldu o kırmızı,ağız sulandıran,muhtemelen mangalda da çok güzel olacak o güzelim ete??? insanlar hep değişir,arzu ve istekleride öyle.
Ama Sevelim o eti gizlice...fetiş olalım...içten içe sevelim,salya akıta akıta sevelim,gizli hayaller kuralım yada fanteziler...çok tatlı çok sıcak! olsun bütün fanteziler ve hayaller.Sınırsız ve bedava olan ve herkeze hediye edilmiş bir zevk bu ama sakın o ete sahip olmayalım.Çünkü hiç birşey,asla gerçekte ona verdiğimiz kadar değerli değildir. eEde ettikten sonra hayal kırıklığı hiç gecikmeden gelir,''bu muydu lan?'' sorusuyla karşı karşıya kalıveririz.
Efendi olun lan! zaten uzanamadığınız için kıym(et)lidir o! Ete saygılı olun,gidin başkasının uzanamadığı et olun!!!!
orkun şimdiiiii bu soruyuuu arkadaşım depresyondan çıkartabileceğini düşündüğüm için soruyorum hazır ol! 6 aydır sevgili gibiler ama değiller yani ve

Depresyona girsin..hatta mümkünse hiç çıkmasın!! Hemen arabesk e başlasın,eski ''Hülya avşar'' filmleride izleyebilir!!! kendine bir battaniye alsın,girsin altına birde romantik komedi filmi koysun kendine,biraz kağıt mendil!! ağlasın dursun!!
Ben bu durumda olsam böyle yapardım..
''Aman yaa bırak makarayı.Harbiden cevap ver!'' diye bağrışmaları duyar gibiyim....pekala:
işte geliyor;
Hiç bir erkek vitrini güzel olmayan malı sevmez.. Evet,kızımızın vitrini güzel değil.basit doğa kanunubu ,albesini olan çiftleşmeye hak kazanır (Bknz çift-leşme: iki kişi olma) .Belli ki Oğlan kızı beğenmiyor.peki şu soruyu soralım...kız kendini beğeniyormu?özgüven durumu nedir? eğer;
cevap ''çok iyi'' ise zaten depresyonluk bir durum olmaz, erkek de direk o süper özgüvenin kokusunu alırdı.demek ki birileri yalan söylüyor!? konu kapanmıştır.
Cevap ''biraz zayıf'' ise yapılacak tek şey,dünyadaki pipisi ve sakalları olan tek yakışıklı erkeğin o olmadığını hatırlamaktır!! ve hemen kişi kendine özgü bir duruş,karizma,ilgi alanı,tar
z ve''benim olayım bu abi!'' durumu yaratmalıdır.En küçük örneği,battaniye altında ,3 lü koltukta,romantik komedi filmi izlerken ağlanılacak ev ortamında bile süper cool olan bir tarz olduğu unutulmamalıdır.karanlık bir odada,televizyon ışığının yüzüne vurduğı bir kızın olduğu kadar kimse sexi olamaz.tabi bunu anlayacak bir babayiğit de az bulunur.ama bir bulunur,pir bulunur!!
Nedir elimizdekiler?
''ikea'2 dan özenle seçilmiş tarz işi,hafif şımarık 3 lü öğrenci koltuğu,puf puf yımışacık bir battaniye,özenle seçilmiş (kızın teknolojiden anladığını kanıtlayan) süper bir blue-ray film oynatıcı ve yine özenle şecildiği belli (kızın film kültürü olduğunu anlatan) ufak LCD bir ekran ve bir kase mısır patlağı (kızın becerekli olduğunu kanıtlar).topla hepsini...al sana çaktırmadan tarz!!
Ulan ben kız olsam,böyle bir eve istediğim adamı getirir (hatta eve atar) ağzına zıçar,maymun boku kıvamına getirir sonrada gönderiririm!! işte özgüven budur....duruş budur.erkeğin kızda aradığıda budur!!
hadi yormayın beni..o arkadaş da depresyona aynen devam...
saygılar ve sevgiler
5 Kasım 2010 Cuma
Yeni tanıştığın bir kız hemen her mesajında ismimi tekrarliyosa vurgulamak istediği birsey olabilirmi acaba?.
Eğer bu kişi isim fetişisti değilse bu durum bana göre sadece tek bir duruma dalalet eder;
kapalı olarak tarzını ve korkusunu belli etme çabası.
şöyleki..içinde her hangi bir sıfat (canım,cicim,balım,börülcem,cönükom yada isim gibi) geçmeyen mesaj yazmak gerçekten zordur.özellikle Sevgili olma potansiyeliniz olabileceğini düşündüğünüz biri ile mesajlaşıyorsanız bu daha zordur.Eğer canım lı cicimli mesajlanırsanız çok lakayıt ve cıvık olacaktır yada hiç bir sıfat kullanmadan mesajlaşırsanız bu seferde fazla sert ve soğuk duracaktır.Bu durumda isimle hitap etmek tam dengeli bir hareket olacaktır.Ayrıca hem size mesafeli hemde size hitaben olacaktır.
Hiç düşündünüzmü mesajların sonuna :) koyduğunuzda anlam ne kadar değişiyor....Bu isim yazma durumunu da böyle açıklayabileceğimi düşünüyorum.
Aynı anda bir insan 2 kisidesevebilir mı eger mümkünse hangisi gerçektir eskisi mı sonradan gelen mı?
Eğer bir tane ''eski' olan ve bir de ''yeni'' olan olarak adlandırdığın bir durum var ise bu zaten iki kişiyi ''aynı anda'' sevebilme durmunu imkansız kılıyor.İhtiyacın olan cevap zaten sorduğun sorunun içerisinde.
Cevabım evet! Bir insan ''aynı anda'' iki kişiyi birden sevebilir.Ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ''aynı anda'' sadece bir kişiye aşık olabilir!
sevgi zamanla oluşur..karşıdaki zamanla,senin ona olan sevgini ya pekiştirir yada azaltır.Bu durum karşıdakinin potansiyeline bağlıdır.Senin sevgini daha çok pekiştiren başka bir kişi çıktığında ona yönelmen kadar doğal ve insancıl bir duygu yoktur.
Ama aşkın alternatifi yoktur.o bir yangındır.zamanla değil aniden olur ve bir süre boyunca tektir,heptir!
Aynı anda iki kişinin sevilebilmesi doğamız gereği mümkün olmasına karşın.Psikolojik yapımız gereği,dengesiz ve tutarsızdır.kişide özgüven bozukluğu,güvensizlik ve kişiye hayatta bir şeye sahip çıkamayacak derecede güçsüz olduğunu kanıtlar.''Daha iyisini bulursan öncekinden vazgeç'' tekniği unutulmamalıdır ki bir gün başkası tarafından size karşı da kullanılabilir. Başka bir açıdan bakacak olursak eğer,bulabileceğiniz alternatifler asla bitmeyecektir.elinizde olan,sevgili,kişi,eşya vs herşeyin mutlaka daha iyisi ve farklısı olacaktır!
Eskisi,yenisi yoktur! Size göre iyisi yada kötüsü vardır.Tek çözüm ne istediğini iyi bilmektir.
Pekisi hangisi gerçektir? eskisimi? yenisimi?
unutulmamalıki yeni olanda bir gün eskiyecektir...
Soru: Böyle iyi mi oluyo?

Aslına bakarsan burada soru-cevap olmasının tek özelliği insanların kendilerini göstermeden bana rahatça soru sorabiliyor olmaları.Aynı şekilde bende soru soranları bilmediğim için onlara tarafsızca cevap verebiliyorum :) çok hoş bir duygu olduğunu söyleyebilirim...
Kişisel sorular hariç tüm sorulara açığım
''Gel,kim olursan ol yinede gel
Nekibuki? - Playstation move -

İşte bir ''nekibuki?'' köşesine daha hoşgeldiniz.Bu köşemizde sizinle bu orkun insanının nelerle uğraştığını ve bu şeylerin hayatındaki etkilerini elimizden geldiğince inceleyeceğiz.hatırlarsanız geçtiğimiz bölümde orkun insanının neden bir ps3 fanı olduğunu açıklayıp gözler önüne sermiştik.
Bu seferki konumuz Sony Playstation firmasının yeni çıkarmış olduğu bir oyun tarzı yada daha doğrusu teknolojisi ni inceleyeceğiz! Playstation ''move''

Bundan sonra adına sadece ''move'' diyeceğimiz bu teknoloji,sony firmasının bildiğimiz oyun anlayışını tamamen teğiştiren yeni bir ürünü.Bu ürün ile birlikte artık kablolar ve tuşlara bir son vermekle birlikte,kullandığı ''augmented technology'' ile sizi oynadığınız oyunun bir parçası haline
getiriyor.Öncelikle gereken şeylerden ilki bir hareket algılayıcı,yardımcı kontroller ve oyunun sizi algılayabilmesi için bir kamera..çok mu karışık geldi? aslında değil! sony firması bunu düşünerek,yeni başlayanlar için harikulade eğlendirici bir başlangıç paketi hazırlamış bile.(ki çok sevdiğim nişanlım bana bunlardan bir tane hediye etti bile).sana burdan çook çook teşekkürler ediyorum.Sevgili dediğin böyle olmalı yahu!..öhöm.Evet Bu pakette bir hareket algılayıcı,hareketlerinizi 3 boyutlu olarak ekrana taşımak ve oyun içerisinde elinizde bulunan kılıç,sopa,yumruk vs nesneleri sanki siz kullanıyormuşsunuz gibi algılayabilen bir kamera ve denemeniz için gerekli oyunlar bulunuyor.Gayet hoş bir başlangıç.

Daha önce Nintendo Wii oynayanlarınız var ise bu cihaz tanıdık gelecektir.Aslında mantık olarak nintendo ile aynı gözükmesine rağmen ''move'' un öldürücü özelliği sadece hareket algılamakla kalmayıp,ışıklı topu ve kamera sistemini kullanarak hareketlerinizi bire bir izleyip sizi oyuna aktarabiliyor olması. Aslında çoktandır bilinen bu teknolojinin adı ''augmented reality'
' ama bu teknolojiyi oyunlara uygulamak ilk sony'nin fikri oldu! bu teknolojiye göre bir kamera yardımı ile sizin daha önceden kodladığınız nesne,şekil ve ışıkları tanıyarak onları kameranın bağlı olduğu televizyonda 3 boyutlu olarak göstermek..Ki böyle bir teknoloji ile hayal edilebileceklerin sınırı da kalkıyor haliyle....Bu teknoloji çoçuk kitaplarından tutun,film fragmanlarına kadar her yerde kullanılabiliyor.Sizin için bulduğum ve transformers filminin tanıtımı için yapılmış harika bir örnek.bu videoda ''move'' un kullandığına benzer bir teknolojii var tek farkı burada kamera,gözlerinizi izlerken,''move'' da bu işlemi gözleriniz yerine elinizdeki ışıklı kontroler yapıyorİşte bu teknolojiyi ''Playstation''un gücünü birleştirdiğimizde ortaya su katılmamış harika bir eğlence çıkıyor.Öyle bir eğlence ki bu bir anda oturma odanızın ortasında kendinizi bir dövüşçü,bir savaşçı yada beyzbolcu olarak bulabilir
siniz. yada dikkat edin,oyundakiler sizi de ziyarete gelebilir... Tabiki hiç birimiz oturma odamızın bir anda alev almasını yada koltuğumuzda büyük bir köpek balığı ile burun buruna kalmak istemeyiz :DDaha ayrıntılı bilgi için Tıklayınız >>>>>>
Sorup öğrenmek için Tıklayınz >>>>>>
Klasik oyun anlayışını temelden sarsacak ve çıkalı yaklaşık sadece 2 hafta olan (Türkiye) bu cihaz şu anda tamamen beni kendine hapsetmiş durumda olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.Bakalım ilerleyen zamanlarda ne gibi oyunlar göreceğiz.şimdilik yeterince akıl alıcı olduklarını düşünürsek,sonunu ben bile kestiremiyorum..
Bir ''nekibuki'' inceleme yazısının daha sonuna geldik.bir dahaki ''nekibuki'' ile orkun insanının hayatında olan başka bir konuda görüşmek üzere..
sağlıcakla kalın ama oyunsuz kalmayın!
3 Kasım 2010 Çarşamba
Bölüm 1: mavİ
İlk bölüm mavi: bu bölümün adının mavi olması tamamen benim iç dünyamın anlatmak istediği şeylerin tonunun mavi yi yansıtması. şimdiye kadar kaçınız arkası dönük fotoğraf çektirdi? yada kaçımız bunu akıl ile etmedi? hıh...ne saçma? kim arkası dönük fotoğraf çektirirki?
pekala...peki size ''acaba insanlardan ayrıldıktan sonra nasıl görünüyorum?'' yada ''acaba sırtımdan nasıl görünüyorum?'' yada ''ulan ben hep gelişim nasıl onu görüyorum,aynada bile...ama acaba gidişim nasıl görünüyor benim??'' sorusunu sormak kendinize?''ulan bende gidersem tam gidermişim haaa!'' demek ki ''birini terkedip sırtını dönüp gittiğinde böyle dururyormuş'' diyebilmek için arkası dönük fotoğraf çektiriyorum... zaten hiç te güzel durmuyormuş....
............
Kafede benden başka tek oturan bir erkek o vardı.sigarasını yakmış oturuyordu.oturduğu kafede yalnız oturmanın o dayanılmaz gerginlği yetmezmiş gibi birde ''birşeylerle oyalanıyormuş gibi gözükme2'' taktikleride büsbütün
kafasını karıştırıyor.Eee.. kolay değil bir kafede tek başına buluşmak için arkadaşını beklemek...gerer insanı! ''amaan ne oluyor yahu? Ben kendine özgüveni olan bir adamım yahu'' diyerek bütün gerginliği üzerinden savuşturmak için aklını dağıtır..''ee? tamam özgüven varda tek başına ne yapacam ki ben? zaten birşey yapmadan oturmam yeterli. peki ben neden kafeye oturduğumdan beri geriliyorum? diye düşünmektende geri alamaz kendini...uzaklara bakıp kahvesini yudumlayan cool adam'' taklidi yaptı uzun bi süre..ı ıh! baktı ki oda yemiyor. kabul etti.''kafede birini beklemek'' zor iş arkadaş!
Belkide ufacık tefecik hatta 30 saniyeye sığdırabilece
k,her normal insan için,her an yaşanan sosyolojik bir tanım yapmış olduk. Görüyorsunuz ki bunlar sadece hayatımızın 30 saniyesinde düşündüklerimiz.
Ben,kaba bir hesapla:
29 yıl: 29x 365 : 10585 gün : 10585 x 24 : 254.040 saat : 254.040 x 3600: 914.544.000 saniye yaşamış sayılıyorum.
Yaşadığımı ilk 4 yılı ve uyuyarak geçirdiğimi zamanları atarsaaam, tam 381.345.010 saniyemi mutlak ve önlenemez bir şekilde düşünerek geçirmişim
nekadar çok düşünecek zamanım olmuş habuki?! peki ben 30 saniye içerisinde bile bir eylemi gerçekleştirirken bu kadar çok şeyi düşünebiliyorsam, hayatım boyunca bazı düşüncesizliklerim yüzünden kaybettiklerimden elime ne geçti?
Cevap mavi!!! evet yanlış duymadınız cevabı MAVİ!! 29 yaşındayım ve ben artık ''mav
i'' yim. Benim cevabım bu peki sizin cevabınız ne?
sizde yaşadılarınızı yansıtan bir renk seçin kendinize,sevin onu,hatta ikinci adınız o renk olsun. Etrafınızda sizi yansıtan görünmez renkleriniz olsun...
Tıklayın kendiniz görün
>>>>MAVİ<<<<
Tekrar görüşmek üzere..
Hayatımın ilk 30 yılından sonrasını kaleme almak...

Uykusuz başlanmış bir blog..sabah 7:00 oldu ama bünyede maximum,beyinde minimum uyku isteği ile başlayan bir blog bu...
zaman başlayalı çok oldu,senden çok daga önceleri başladı ve sen onun canlı şahidi olarak belirli ve sınırlı bir zamanda yaşamalısın.Zaten 7 de ilkokul başlıyor,sonra 11 yaşlarında iyice anyayı konyayı anlıyorsun! evet zaman ileri doğru akıyormuş gerçekten! ilk önceleri umurunda bile olmuyor,işte 20 ler geldi...
20 li yaşların,sanki hiç bitmeyecekmiş ve adeta sonsuza kadar sürecekmiş gibi hissederken 28 den sonra gerçekten veda vaktinin geldiğini anlıyorsun. Garip ama 20 lerin devri ağır ağır kapanıyor artık. Elinden hiç bir şey gelmiyor olmaması ne garip!?
Hazırmısın? işte ben bu blogda (3o) lu yaşlarıma hazırmıyım bunu inceleyeceğim;
Vira yelken.